|
|
May 18
Uzaklardan bir ses olmanı isterdim, bir selam, bir nefes... "Üşüme" diye seslenmeni isterdim... Bir el olmanı isterdim, bir kol... "Özledim" deyip sarılmanı... En karanlık yerinde düşlerimin çıkıp gelmeni isterdim. Kınalı bir bahar gibi, umut ışığı olmanı isterdim hayatıma... Gelseydin ve yaslasaydım başımı omuzuna, ağlasaydım doya doya ... Geçerdi üşümesi yüreğimin, geçerdi üşümesi içimin, kirpiklerimde yağmurlar dumanlanmazdı biliyorum... Seninle suları yeşil bir ırmağın kıyısında buluşmak, saçlarının kokusundan öpmek, içime çekmek ve serin soluğundan içmek, sana sarılmak, kucaklamak, uçmak isterdim… Ama nafile, aramızdaki bütün yollar kapalı... Bütün dallar kesik... Yokluğun buz gibi soğuk... Üşüyorum... Yüreğim de donmuş sanki. Gözlerimde... Ateşler içinde bedenim... Öyle bir üşüme ki, hiç bir şey ısıtmıyor artık. Bütün uzuvlarım uyuşmuş. Ezip geçiyor ruhumu acılar... Yoksun işte, kalbimin kuyusu en hazin sesle inliyor şimdi. Kirpikleri kırılan bir zamanın teninde, ağrılı şiirler topluyorum gecelere şimdi... Bilirim, sevmek ve özlemek bir ateşe dokunmaktır; yakmaktır yüreğini yangınlarda. Ama ben üşüyorum. Yokluğun buz gibi soğuk. Yakacak bir şeyimde yok… Ağlıyorum, buza dönüşüyor gözyaşlarım… Ağlıyorum, akıp gidiyor gözyaşlarım çağlayanlara… Bakakalıyorum ardından çaresiz… Ah! bir el olsan dokunsan alnıma, okşasan saçlarımı bir anne şefkatiyle.. Geçerdi ağrısı başımın, geçerdi biliyorum... Bir gül olsaydın bahçemde, koklasaydım nefes nefes, çekseydim içime derin derin... Bir göz olup baksaydın gözlerime, çekip alsaydın içindeki hüznü... Ah! bir bilsen nasıl sevinirdi yüreğim, nasıl sevinirdi dudağımdaki gelincik, kapımdaki akasya... Susuyorum artık derin derin... Ve sessizce soluyorum bir hazan yaprağı gibi... Oysa ne kadar çok hasretim konuşmaya, anlatmaya anlaşılmaya... Oysa ne çok istiyorum, tüm bedenimden söküp almanı yalnızlığımı, hicranımı bir tılsımla... Yüreğim kanrevan, dikenler acımasız, ayaklarım kırık koşamıyorum artık doruklara, menzil uzak... Gel. Yüreğim ol seher gülüm, her ölümümde bana yeniden hayat ver. Elim ol, ayağım ol, canım ol... Gecem - gündüzüm ol... Ağlayan gözlerim ol her damlada yeniden doğur beni, yeniden doğur umudumu. Her öldüğümde yeniden yarat ki, seni ne kadar özlediğimi anlatayım yeryüzündeki bütün canlı cansız varlıklara, ne kadar çok sevdiğimi ... Önce sen gel sevgilim solmadan resimler, şiirler sislenmeden... İslenmeden geceler ... Sonra ölüm gelsin... Yoksun işte, kalbimin kuyusu en hazin sesle inliyor şimdi. |
Bilmiyorum ki Deniz midir bizi ayıran…
Oysa her sabah sana doğuyorum
Sana hasret bekliyorum..
Uzattım bak ellerimi yüreğine
Hayal ediyorum seninle süslediğim dilekleri
Yine engel tanımıyor mahcup yüreğim
Ondandır ara sıra gözlerinden yaşlar akıttığım
Ne mecnuna anlatabiliyorum derdimi nede Kereme
Bilmiyorum ki Deniz midir bizi ayıran...
Oysa her sokak başında seni arar oldum
Bitmek bilmiyor adına yazılmış bütün şarkılar
Ben her şarkıda seni bulur oldum
Yüreğim kapıldı bir kere sevda çölüne
Ben her adımda senden nefes alır oldum
Adını ‘sen’ koydum dokunduğum her düşün
Çizer oldum yarınlarımızı gökyüzüne her gece
Ben her yıldızda seni diler oldum..
Bilmiyorum ki Deniz midir bizi ayıran..
Düşlüyorum ve bekliyorum…
Bilmiyorum beklide sadece Denizdir bize engel..
Bilmiyorum..Düşlüyorum...
Cennet yeşili gözlerinde olmak var şimdi
Bir de yüreğine sığınıp sabahlamak var
Kavuşmak var ebediyen çocuksu sevdamıza
Yıllara kafa tutmak var aşkın gölgesinde
Bilmiyorum ki Deniz midir bizi ayıran …
Seni bekliyorum bak dalgaların sesinde
Kavuşmaya hazır yüreğim
Seni bekliyorum bak aşkın en can alıcı derininde…
Karanlığa uyandım yine bu sabah
Geceye dönüp bakamamak ne acı
Yine Göz yaşlarım uğurluyor beni
Bak yine yalnız kaldım tek başıma
Güçsüz çaresiz çocuk gibi titrek
Oysa alışmıştım sesime
Sen vardın gücüm vardı kelimeler vardı
Çareme çaresizliğimi anlatıyorum şimdi
Bak Yine duvarsız kaldım
Anlatamıyorum susamıyorum da
Çünkü Susmamayı öğrendim senden
Çünkü ben senden sevmeyi öğrendim
Şimdi Kime karşı neyi savunuyorum
Bak işte ben yine savunmasız kaldım
Sigaralar tükeniyor küllerini savururken
Kalıyorum koca bir boşlukta, çırpınıyorum
Bak ben yine umutsuz kaldım
Ellerimin arasında gücüm can verirken
Tutunduğum dallarda birer birer çatlıyor
Bak ben yine yalnız kaldım, tek başıma..
|
|
|
Denizi susturuyorum,
Güneş sessizce doğuyor
Aynaları karartıyorum..
Sokaklar Mahçup ses çıkartmıyor
Sadece Kordon var birde sessizlik
Hayatımı cam arkasından izliyorum
Ve….
İçimdeki çığlıkları dinliyorum
Hatıralarım haykırıyor bana
Yaşanmışlıklar göz yumuyor acıların hatrına
Ne Kordon susuyor nede sessizlik…
Anılar yüz gösteriyor
Aşklarım ve umutlarım hesaplaşıyor
Içimde kopan birşeyler kulak acıtıyor
Kordon da susmuyor sessizlik de
Güneş yakıyor birde yüzümü
Deniz ölüm marşı seslendiriyor
Tozlu duvarlarım dile geliyor
Teslim oluyor ruhum fırtınalara
Kordon da susmuyor sessizlik de
Bitmek bilmeyen yollar çıkıyor önüme
Yarım kalmış bütün sevdalarım bekliyor
El uzatan aşklar, sırt çeviren pişmanlıklar
Son arıyor canım çaresizliğin derininde
Nefesim sanki veda edercesine
Sonlara bırakıyor umutlarım kendini
Kondon da susmuyor sessizlik de… | |
19/7/2007 - HANİ DÖNECEKTİN
|
| Soğuk bir sonbahar akşamıydı. Hava kararmış, yağmur başlamıştı. Düşlerimize yağmur yağıyordu ellerimizi. Gözlerin donuk bedenin halsizdi. Gizli bir el kalkış hazırlanan otobüse binmek için seni sürükler gibiydi.
|
Sanki kalmak istiyordun. “baharda dönerim” demiştin hatırlıyor musun ?” Sakin beni unutma bekle.” Ben seni unutmadım sevgili, ben seni unutmadım. Bütün kış baharda döneceğin günün hayaliyle ısındım. Minik öpücüklerle uyandırıp güneşin doğuşunu gösterecektim sana. Çiçeklerin, denizin, kumasalın, güneşin tadına birlikte varacak , gün batımlarında denizle birleşen ufuk çizgisini birlikte seyredecek, ay ışığında mutluluk şarkımızı söyleyecektik. | Yalan değil kaçamak sevdalara takıldım yokluğunda bir süre. Sana benzeyen her şeyi sevdim ben. Sevdiği her şeyde senden izler vardı. Aradığımı buldum sandım ama yanıldım , bulduğum sen değildin. Olmadık zamanlarda aklıma düştün, zamansız yaralandım. Her sabah seni bulmak için yolara düşmek geldi içimden ama gidemedim.
Yalnızlığın acısıyla gurur satın alır oldum her gece. “Gelir” dedim kendi kendime, “Söz verdi gelmesi gerek.” Bekledim.Kendimi param parça hissetim ama yine de sana kızamadım.Unuttum kötü sözlerini Unuttum kapında bekletildiğimi.Unuttum telefonlarıma cevap vermediğini, kavgalarımızı unuttum.
Bir tek seni unutmadım sevgili, bir tek seni unutamadım. Hep dönmeni bekledim. Zamanla alıştım acılara , ölüm ilanlarında kendiliğinden siline adreslere. Alıştım sevdiklerimin yokluğuna. Ama yalnızlığa alışamadım, hasrete alışamadım, sensizliğe alışamadım. Hep dönmeni bekledim.
Olamadı gülüm bir araya gelemedik. Oysa daha yolun başındaydık, tomurcuktuk daha çatlamaya hazır. Bahar gelmeden ayrıldık. Şimdi artan yalnızlığım , büyüyen yokluğu var . duvarlarda gözlerinin izi , kapı kollarında parmak izlerin saklı. Sen neredesin sevgili, varlığın nerede ?. bir mevsim döndü , sen dönmedin.
Düşlerim böyle dağınık değildi eskiden. Kara bulutlar gibi kümelenip bir yere, acılarım yüreğimde çöreklenmişti gece yarılarında. Özlemlerim hiç bu kadar olmamıştı gün ışığına. Hasret bu kadar büyümemişti. Şimdi göçebe olmuş yüreğimle her sabah yeni yolculuklara çıkıyorum. Umudun türküsünü söylüyorum öksüz bakışlarımla....
|
|
|
|